18.04.2014

Dil/Language
TÜRKÇE


ENGLISH DEUTSCH
MENÜ
 
Genel Bilgiler
Ulaşım Bilgileri
Turizm Türleri
Fuarlar
Atatürk Denizli de (1931)
Milli Mücadelede Denizli
Yaşam ve Ahilik
Konaklama-Yeme-İçme
Denizli nin Ünlüleri
Haritalar
Video - Müzik - Broşür
360 Sanal Tur
Pamukkale Travertenleri
Haber - Duyuru
Linkler
Köşe Yazıları
Sektörel Bilgiler
Etkinlik & Faaliyet
 
Arama

İletişim
Denizli İl Kültür
ve Turizm Müdürlüğü
Tel:+90.258.264 39 71
Fax:+90.258.264 76 21

WebSayaç






Hayri Dev'e Ödül
Anasayfa > Haber - Duyuru > Hayri Dev'e Ödül
 


 
Basın Bülteni
  Medyada Hayri Dev
  Kısaca Hayri Dev
 

1933' te Denizli İli, Çameli İçesinin Gökçeyaka köyünde doğan Hayri DEV, çocukluğundan bun yana çalddığı yöresel çam düdüğüyle UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen, Ülkemizin 2006 yılında taraf olduğu Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında 2008 yılı için"YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ KÜLTÜREL MİRAS TAŞIYICISI" olarak ilan edildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı' mızca İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Marmara Salonu' nda 14 Ocak 2010 tarihinde saat:17.00' de düzenlenen Ödül Töreninde,Geleneksel kültürümüzün önemli kollarından biri olan “ÇAM DÜDÜĞܔ alanında yurt içinde ve yurt dışındaki çalışmalarından ve hizmetlerinden dolayı Hayri DEV' e Sayın Bakanımız Ertuğrul GÜNAY imzalı “Teşekkür Belgesi” verildi. 



 

 


T.C.
DENİZLİ VALİLİĞİ
İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

  BASIN BÜLTENİ 

            UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen, Ülkemizin 2006 yılında taraf olduğu Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında kültürel mirasımızın belli unsurlarını yeniden yaratmak ve yorumlamak açısından gerekli bilgi ve beceriye yüksek düzeyde sahip olan ve Ülkemizden seçilen * 7 kişi içerisinde yer alan İlimizden Hayri DEV, 2008 yılı için “YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ” olarak değerlendirilmiştir.

            Kültür ve Turizm Bakanlığı’ mızca İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Marmara Salonu’ nda 14 Ocak 2010 tarihinde saat:17.00’ de düzenlenen Ödül Töreninde, Ülkemizden seçilen * 7 kişi “YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ KÜLTÜREL MİRAS TAŞIYICILARI” olarak kamuoyuna ilan edilmiştir..

            Geleneksel kültürümüzün önemli kollarından biri olan “ÇAM DÜDÜĞܔ alanında yurt içinde ve yurt dışında yaptığı çalışmalardan ve hizmetlerinden dolayı Hayri DEV’ e Sayın Bakanımız Ertuğrul GÜNAY imzalı “Teşekkür Belgesi” verilmiştir.  

Kamuoyuna duyurulur.

Mehmet KORKMAZ
İl Kültür ve Turizm Müdürü


Yukarı Çık 


HAYRİ DEV

Hayri Dev, 1933' te Denizli İli, Çameli İçesinin Gökçeyaka köyünde doğdu. Yoksul dağ köyünde, yürümeye başladıktan kısa bir süre sonra ailenin en önemli mal varlığı olan birkaç keçinin peşine düştü. Dağlarda yankılanan yanık kaval sesine, düğünlerde dinlediği üç telli saza gönül verdi Hayri Dev hiç okula gitmemiş. Okuma yazmayı okula giden bir arkadaşından öğrenmiş. Cura denilen 3 telli çalgıyı öğrenip, söylemeye o yıllarda başlamış. Yaşadığı Gökçeyaka Köyün eski ismi taşıyan Masıt Kırığı denilen dokuz sekiz lik mahalli ezgileri çalan ve söyleyen bir usta oldu.

İkisi erkek, üçü kız beş çocuğu olan Hayri DEV ailesinden habersiz elindeki üç telli sazı, çam düdüğünü hiç bırakmadı. Evlere gidip yarenlik yaptı, düğünlerde insanları eğlendirdi. Ormanda, dağlarda çobanlar için çaldı, söyledi. Zaman böyle geçti... Taa ki, 1992'ye kadar.

1992'de hayatını değiştirecek bir olay oldu. Fransız Jerome Cler İspanya'da duyduğu bir bağlama sesinin büyüsüne kapılarak Türkiye'ye gelmişti. Bin 500 metre yükseklikteki Çameli ve Fethiye dağlarında uzunca bir süre bu sesin kaynağını bulmaya çalışırken yörenin kültürü hakkında 350 sayfalık bir tez hazırladı.

Sorbonne Üniversite'sinin Etimoloji bölümünden doçentlik alması da bu tezle oldu. Cler, Türkiye'ye işte bu tarihte geldi. Hayri Dev'i buldu. Dinlediği ses, Dev'in elindeki üç telli saza aitti. Daha sonra 15 kişilik bir Fransız ekibi tekrar köye geldi. Dev'in hayatı Ormanlar Arkası adlı belgesel filmle anlatıldı. Fransız müzikologlar üç defa ülkelerine konser verdirtmek üzere çağırdılar. Hatta bir Fransız her yıl Dev'den ders almak üzere, Çameli'ne kadar geliyor; belgesel çekimler yapıyordu.

Birkaç defa yurt dışına da giden Hayri DEV,'e ‘Koca Usta' diyorlar. Koca Usta lakabını elinden her iş geldiği için almış. Marangozluk, terzilik (başındaki şapkayı kendisi yapmış), ayakkabıcılık gibi işlerin elinden geldiğini söylüyor. ‘Elin yapacağı her şeyi yaparım' diyor ve devam ediyor: ‘Ama hiçbirini yapmak istemedim. Çünkü ben çobanım ve müzisyenim. Çalgıcılıktan çok aç kaldığım oldu ama hiçbir zaman ondan ayrılmadım.'

Çameli Halk Eğitimi Merkezi'nin oluşturduğu 10 kişilik grup içinde üçtelli cura ve çam düdüğü çaldı. 2004 ‘de Ankara'da, 2005'de İstanbul'da Kültür Bakanlığın yaptığı mahalli Halk Oyunları şölenlerine , 2007' İzmir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün davetlisi olarak bu grubu içinde bulundu.

Hayri Dev şuanda Denizli Belediyesi Konservatuar hocalarına yaptığı müzik hakkında dersler veriyor.Bu dersler sayesinde Hayri Dev'in yaptıkları yaşamaya devam edecek.Çünkü konservatuar hocaları bu kültürü yaşatmaya kararlı.

(Hazırlayan : Çameli Milli Eğitim Müdürlüğü)

 

Yukarı Çık



STAR GAZETESİ     22.HAZİRAN 2008 Özkan GÜVEN

 UNESCO’nun Yaşayan Hazinesi: Hayri Dev  

 UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri Aday Listesi’ne aldığı köy çalgıcısı Hayri Dev üç telli sazıyla, besteleriyle Avrupa’da çok tanınıyor. Yaşadığı köye gittik ve onu ziyaret ettik. Üç telli bağlamanın gençlere aktarılması gerektiğini söyleyen Dev ‘Gençler bu bölgede orga çok düşkün. Küçümsüyorlar bu sazı. Gıy gıy diyorlar. Orga yeniliyor üç telli sazımız’ diyor Karşımızda bir çınar gibi sakin, sessiz ve dimdik dururken ve gözleriyle gülümserken, yüzüne bakıp ‘Bizi bağışla’ diyemedim. Yıllar önce Fransızlar seni keşfedip ülkesine çağırdı, hayat öykünü belgesel haline getirdi, Belçikalı üniversite öğrencileri senden üç telli bağlamayı öğrendiği zamanlarda bile biz, Denizli’nin dağları, tepeleri aştıktan sonra çam ağaçlarıyla kaplı köyündeki kapını çalmadık. Koca bir ömrün son demlerinde gündemimize girdi köy çalgıcısı Hayri Dev. Bir hazine kadar değerli olduğunu UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu) da anlamış ki adını ‘Yaşayan İnsan Hazineleri Aday Listesi’ne yazdırdı. Foto muhabiri arkadaşım Adnan Gül ile birlikte Hayri Dev’i görmek için Çameli Köyü’ne gittik. Üç telli bağlamasından, çam düdüğünden çıkan ezgilerle söylediği Yörük türküleri arasında hayat hikayesini dinledik...

BİRGÜL İÇİN BU İŞE BAŞLADI
Hayri Dev 75 yaşında. Çameli’nin yoksul dağ köylerinden biri olan Gökçeyayla’da geçen hayatında hep çobanlık yaptı. Çobanlığının yanına kendi deyimiyle çalgıcılığı da eklemesi, ilk aşkı ‘Birgül’ adındaki komşu kızına aşkıyla başladı desek abartmış olmayız. Onun için besteler yapmaya başladı, keçileri otlatırken dağlarda, ormanlarda bir yerlerde Birgül’ün de olabileceğini düşünerek yanık yanık söyledi hep. O çalarken orman, onun ezgileriyle dalgalandı. Ama filmin sonu farklı bitti: Ailesi Birgül’ü başka biriyle evlendirdi. Hayri Dev de bir başka kızla hayatını birleştirdi. İkisi erkek, üçü kız beş çocuğu oldu. Ama ailesinden habersiz elindeki üç telli sazı, çam düdüğünü hiç bırakmadı. Evlere gidip yarenlik yaptı, düğünlerde insanları eğlendirdi. Ormanda, dağlarda çobanlar için çaldı, söyledi... Zaman böyle geçti...

ONU FRANSIZLAR KEŞFETTİ
1992’de hayatını değiştirecek bir olay oldu. Fransız Jerome Cler İspanya’da duyduğu bir bağlama sesinin büyüsüne kapılarak Türkiye’ye gelmişti. Bin 500 metre yükseklikteki Çameli ve Fethiye dağlarında uzunca bir süre bu sesin kaynağını bulmaya çalışırken yörenin kültürü hakkında 350 sayfalık bir tez hazırladı.
Sorbonne Üniversite’sinin Etimoloji bölümünden doçentlik alması da bu tezle oldu. Cler, Türkiye’ye işte bu tarihte geldi. Hayri Dev’i buldu. Dinlediği ses, Dev’in elindeki üç telli saza aitti. Daha sonra 15 kişilik bir Fransız ekibi tekrar köye geldi. Dev’in hayatı Ormanlar Arkası adlı belgesel filmle anlatıldı. Fransız müzikologlar üç defa ülkelerine konser verdirtmek üzere çağırdılar. Hatta bir Fransız her yıl Dev’den ders almak üzere Fethiye’ye, Çameli’ne kadar geliyor. Yani Hayri Dev’in adının UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri Aday Listesi’nde yer alması boşuna değil.

Birgül başka biriyle evlendiğinde neler hissetmiştin Hayri Amca?
Kötü oldum tabii. Onun için o sazı elime aldım. Ve hiç bırakmadım. Bütün düğünlerde ben çalardım. Bir tek onun düğününde çalmadım.
Nasıl biriydi?

Etine dolgun, çok güzel, parlak bir kızdı. O benim komşumdu. Beraber yarenliklerimiz oldu. Ona çok beste yapmıştım. O evlendi işte. Bahsettiğim dönemler ananın, babanın ne derse yapıldığı dönemler tabii. Ailem bana başka bir hanım buldu. Onu da çok sevdim, evlendik. Ama ben çalgıcılığı hiç bırakmadım. Bu üç telli yüzünden babamdan çok dayak yedim. Çobandık biz. İşimiz hayvanlarlaydı. Kaç kez keçileri kaçırdım türkü söylemeye dalarken... Hatırlamıyorum bile. Yaylalarda anne ve babalardan gizlice toplanırdı gençler. Hep birlikte çam düdüklerimizi, üç tellilerimizi çıkarır çalardık. Öyle bir şey ki bu orman arkasında çalarsan öbür orman arkasında duyulmazdı. Dağlarda çobanları topluyorduk. Hepsi de başka başka yerlerdeyken hem de.

HALILARI BİR GÜNDE ESKİTİRİZ
Dağdaki çobanları nasıl, niye topluyordunuz?
Herkesin yanında ayna vardır. Çobanların da bizim de. Onlara ayna tutardık. Onlar da kendi aralarında haberleşirdi aynalarla. Sonra bir yere toplanırdık. Amaç eğlenceydi. Çalarak hem onları hem kendimizi eğlendirirdik. Bunlar dedelerimizden kalan gelenekti. Mustafa dedem de üç telli saz çalardı. Ama ben bizim bölgede keman çalan Hasan Yıldırım’dan öğrendim ne öğrendiysem. Hepimiz onun çırağıyız.

Üç telli bağlamanın özelliği ne?
Sadece Fethiye ve yöresinde kullanılan bir saz bu. Dünyada başka bir yerde yok. Çameli ve Gireniz yöresindekiler ardıç ağacından yapılıyor. Alt telleri birbirine yakındır. Böylelikle orta tel çalındığı zaman alt tel de basılır. Bu sazı yapan ben ve birkaç kişi dışında yok artık. Gençlere öğretmek lazım ama gençlerde bu bölgede orga çok düşkün. Küçümsüyorlar bu sazı. ‘Gıy gıy’ diyorlar. Orga yeniliyor üç telli sazımız. Şimdiki sazlar zaten sadece cila. Ciladan sesleri çıkmıyor. Oysa gençliğimizde öyle miydi? Sazın ucuna mutlaka ninelerimiz bir toka takardı. O tokanın üzerine de nazar değmesin diye boncuklar... Üç telliyle insanlar öyle eğlenir ki yarenliğe gittiğimiz evlerde akşamdan başlar sabaha kadar insanları eğlendiririz. O evlerdeki halıları bir günde eskitiriz.

Türklerden çok yabancılar seninle ilgilenmiş. UNESCO’da da ismin geçiyor.
UNESCO herhalde müzisyenlerin üst mertebesi, bilmiyorum. Onlar bu müziği, sazı gelecek nesillere taşımak istiyor herhalde. Sağ olsun yabancılar çok ilgilendi benimle. Bu sazı çalmamdan dolayı Fransızlar, Belçikalılar geldi köye. Ben Fransa’ya gittim. Bana kiliselerinde çaldırdılar, plaket verdiler. Fransızlar geldi filmimi çektiler. 11 kişi bir ay benim yanımda kalıp benimle dağı, taşı dolaştı. 30 yıl bu işi yaptıktan sonra bizimkiler beni fark etti. Bu tür müziği korumak için benim korunmam gerekiyormuş. Valilik beni emekli yapacağını söyledi. Yaparsa iyi olur elbette.

Çalgıcıyım terziyim marangozum  ve çobanım

HAYRİ Dev’e ‘Koca Usta’ diyorlar. Koca Usta lakabını elinden her iş geldiği için almış. Marangozluk, terzilik (başındaki şapkayı kendisi yapmış), ayakkabıcılık gibi işlerin elinden geldiğini söylüyor. ‘Elin yapacağı her şeyi yaparım’ diyor ve devam ediyor: ‘Ama hiçbirini yapmak istemedim. Çünkü ben çobanım ve müzisyenim. Çalgıcılıktan çok aç kaldığım oldu ama hiçbir zaman ondan ayrılmadım.’

Kardeşi de çalgıcı
MUSA Dev (solda), Hayri Dev’in kardeşi. O da köy çalgıcısı. 66 yaşındaki Musa Dev çocukluğundaki bir kareyi anlatıyor: ‘Bir buçuk metre karın olduğu havalarda yarenlik yapılacak eve gitmeye çalıştığımız günü hatırlıyorum. Yalnız bırakmamak için abim beni sırtına alıp öyle yola devam etmişti. Nasıl ölmedik bilmiyorum.’

Bizim ezgileri dinleyen oynamadan duramaz
HAYRİ Dev ‘Parayla hiçbir zaman derdimiz olmadı’ diyor ve şöyle devam ediyor: ‘Keçilerimiz bizi her zaman geçindirdi. Sazı, sözü eğlence için yapıyoruz hala. Atkımızı asıyoruz boynumuza, şapkamızı takıyoruz, düğünlere gidiyoruz 300-500 YTL veriyorlar, yetiyor. Ben oynamam diyen olmaz bizim ezgilerimizle. Akşamdan gireriz, sabaha çıkarız. Diyelim 20 kişi var bir evde. İçlerinden biri oynamayı bilmiyor. Oynamayı bilmeyen için evin kapısı kilitlenir. Onun için çalar dururuz. Herkesin oyun şekli farklıdır. O adam oynayıncaya kadar o kapı kilitli durur. Ta ki oynar kapı açılır. Hala bunu yapmaya çalışıyoruz. Bunun dışında Denizli’nin dışına çıkıyoruz. Gençlerin bol olduğu üniversite festivallerine katılıyoruz, insanları eğlendiriyoruz.’

Neden insanlar yaşayan hazine seçiliyor?
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Somut Olmayan Kültürel Miras İhtisas Komitesi ve Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, Türk Folkloru Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Ekici ‘Yaşayan İnsan Hazineleri’ni şöyle anlatıyor: ‘Topluluk, grup ve bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekanlar anlamına gelir. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu somut olmayan miras, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşimlerine bağlı olarak, sürekli biçimde yeniden yaratılır ve bu onlara kimlik ve devamlılık duygusu verir. Böylece kültürel çeşitliliğe ve insan yaratıcılığına duyulan saygıya katkıda bulunur.’

LİSTEDE BEŞ ADAY VAR
UNESCO’nun aday listesinde Hayri Dev’in isminin geçmesinin en büyük nedeninin çam düdüğü, üç telli sazı ve yöresel türküleri yaşatması olduğunu anlatan Ekici şöyle devam ediyor: ‘Hayri Dev adaylardan sadece biri. Farklı yörelerden farklı unsurlar aday gösterildi. Dev’in yanı sıra biri ebru diğeri tezhip sanatıyla ilgilenen iki kişi ile Konya’da bir keçeci ve bir müzisyen var. ‘Mayıs Yedisi Töreni’ de Somut Olmayan Kültürel Miras adayları arasında. Biz dosyaları hazırladık. Ön incelemeden sonra komisyon incelemesini tamamladıktan sonra, Kültür Bakanına arz edilecek ve ardından komiteye gelecek. Aynı bölgeden, aynı türden adaylar arasında değerlendirme yapılarak sonuç açıklanacak.’  


Yukarı Çık


DHA     13 Ocak 2010    Ferah IŞIK

BİRLEŞMİŞ Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO), 'Yaşayan İnsan Hazineleri Uluslararası Listesi'ne kabul edilen Denizlili yerel sanatçı Hayri Dev, ödülünü alacak.
UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen, Türkiye'nin de 2006 yılında taraf olduğu 'Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi' kapsamında, 7 sanatçı belirlendi ve isimleri 'Yaşayan İnsan Hazineleri Uluslararası Listesi'ne kabul edilmesi için UNESCO'ya bildirildi. UNESCO da 7 sanatçıyı listeye dahil etti. Elde edilen bu başarı nedeniyle de Kültür ve Turizm Bakanlığı, 3 telli saz ustası Hayri Dev, çini ustası Sıtkı Olçar, Karagöz ustaları Metin Özlen, Orhan Kurt, Tacettin Diker, aşık Şeref Taşlıova, keçeci Mehmet Dilgiç'i ödüllendirmeye karar verdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yarın saat 17.00'de İstanbul Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Marmara Salonu'nda düzenleyeceği törende, sanatçılar 'Yaşayan İnsan Hazinesi Kültürel Miras Taşıyıcıları' olarak kamuoyuna ilan edilecek.
 

Köy düğünlerinde çalıp söyleyen ve zeybek oynayarak davetlileri eğlendiren Hayri Dev, 1933 yılında Çameli İlçesi'nin Gökçeyayla Köyü'nde doğdu. Yoksul dağ köyünde, yürümeye başladıktan kısa bir süre sonra ailenin en önemli mal varlığı olan birkaç keçinin peşine düştü. Dağlarda yankılanan yanık kaval sesine, düğünlerde dinlediği 3 telli saza gönül verdi. 18 yaşlarına geldiğinde, sipsi denilen düdük ve üç telli bağlama ustası oldu. 1992 yılına kadar dağlarda koyun keçi otlatıp, düğünlerde şarkı söyleyip geçimini sağlarken Fransız Doç. Dr. Jerome Cler'i tanımasıyla hayatı değişti. Kendi ülkesinde edebiyat öğretmenliği yapan Cler, İspanya'da görevli olduğu sırada duyduğu bir bağlama sesinin büyüsüne kapılarak Türkiye'ye gelmişti. Çameli ve Fethiye dağlarında 12 yıl boyunca bu sesin kaynağını bulmaya çalışırken yörenin kültürü hakkında hazırladığı 350 sayfalık tezle Sorbonne Üniversitesi'nin etimoloji doçentleri arasına katıldı. Cler, bu tarihten sonra Hayri Dev'e Avrupa'nın kapılarını araladı ve Dev'in hayatını 'Ormanlar Arkası' filmiyle anlattı.
 


İHA - Kent Haber    15 Ocak 2010

Hayri Dev'e büyük ödül

Kendi bestelediği türküler ve kendine has oyunları ile tanınan Denizlili Hayri Dev, UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen ve Türkiye'nin de taraf olduğu 'Yaşayan İnsan Hazinesi' olarak değerlendirilerek ödüle layık görüldü.

UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen, Türkiye'nin de 2006 yılında taraf olduğu Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında kültürel mirasımızın belli unsurlarını yeniden oluşturmak ve yorumlamak açısından gerekli bilgi ve beceriye yüksek düzeyde sahip olan 7 kişiden biri olarak seçilen Hayri Dev, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Marmara Salonu'nda törende ödülünü aldı. Geleneksel kültürün önemli kollarından biri olan 'Çam Düdüğü' alanında yurt içinde ve yurt dışında yaptığı çalışmalardan ve hizmetlerinden dolayı Hayri Dev'e Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından imzalanan "Teşekkür Belgesi" verildi.

Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Korkmaz, ülkemizde seçilen 7 kişinin içine giren Hayri Dev'in Denizli'nin gururu olduğunu söyleyerek yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Yaşayan İnsan Hazinesi Kültürel Miras Taşıyıcıları Ödülü'nü almaya hak kazanan Hayri Dev ise, verilen ödülden dolayı çok gurur duyduğunu, yaptıkları mesleğin çok eskiye dayandığını söyledi.

Kendi yazdığı ve bestelediği türküleri ile kendine has oyununu üniversitelerde öğrenmek amacıyla kendisinden görüntü aldıklarını söyleyen Dev, Karaman Kırı diye tabir edilen türkülerin kendisinden sonra da gençler tarafından yaşatılacak olmasından dolayı mutlu olduğunu ifade etti.


Yukarı Çık


For English | Geri Dön
Bu sayfa en son 28.01.2010 16:05:44 tarihinde güncellendi ve 11589 kez görüntülendi